Tuna'nın Hikayesi

İlkokulu saçları iki yandan keçi kuyruk, kızlarla evcilikten bi haber ama erkek çocuklarıyla futbol-yakan top-dalye oynayarak, sınıf başkanı - hiç olmadı sağlık kolu başkanı olarak geçirdim. Anadolu Lisesi benim için basketbol demekti. Sonra Ankara günleri başladı.. Ve büyük emeklerden, uykusuz gecelerden sonra tıp fakültesini bitirdim..

Güzel İzmir'imde ihtisasımı yaptığım Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin ve pek sevgili hocalarımızın, abilerimizin, ablalarımızın değerini sahaya gittiğimde çok daha iyi anladım. Hastanem Ege Bölgesi'nin referans hastanesi olduğundan, ülkenin dört bir yanından gelen dünyalar güzeli çocuklarda, başka hastanelerde asistanlık yapan meslektaşlarımın sadece kitaptan okuyabildiği hastalıkların teşhisi, tedavisi, takibini yapma fırsatı buldum. Ve tabii hastalık süreçlerinde yanlarında oldum, aileleriyle aile oldum; iyileştiklerinde sarılıp birlikte mutluluğu paylaşıp, kayıplarda birlikte yas tuttum..

Asistanlık sürecimde ailemiz tatlı Ada'mın doğumuyla 3 kişi oldu. Bir yandan anneliği öğrendim. Çocuk doktoru olmanın ideal bir anne olmak için yetersiz kaldığı anları yaşadım. Doğum sonrası depresyonu, emzirme sürecindeki zorluklar, aşılarının olduğu akşamların geçmek bilmeyişi ne demekmiş yaşadım. Basit bir burun tıkanıklığında bile hayatın ne denli zehir olabileceğini gördüm. Onun daha yeni doğduğunda bile bir kişiliğinin olduğunu anladım. Çocuğa saygı duymayı öğrendim. Okudum, öğrendim. Yaşadım, öğrendim.

Hastaneme tekrar döndüğümde Tuna Doktor farklı bir Tuna Doktor'du artık. Çocuklara yaklaşımım, aileleriyle kurduğum iletişim baştan başa farklı bir boyuta taşındı. Empatinin gücünü gördüm.

Uzmanlığımı aldıktan sonra çekirdek ailemizle (kedimiz dahil :)) mecburi hizmet için Ağrı'nın Doğubayazıt'ına gittik. Oradaki hastaneme çok güzel işleyen, hemşireleri yaptığı işin önemini kavramış bir çocuk hastalıkları servisi bırakarak, ama bu kez Antalya'ya döndüm.

Dönüşümüzde bize eşlik eden bir ufaklık daha vardı artık. Deren hanım 32 haftalıkken doğmaya kalktı. Kasılmalarım olduğu teşhisi koyup, etkin tedaviyle Deren'in anne karnında kalmasını sağlayan ve bence hayatını kurtaran sevgili kadın doğum uzmanı Dr. Nihal Erdoğan kardeşimdir.

Deren'in doğumuyla iki çocuk annesinin ne demek olduğunu gördüm. Aynı anne-babadan bile doğsalar iki kardeşin birbirinden ne kadar farklı olabileceğini, ne kadar ayrı güzellikler taşıyabileceğini bana öğrettiler. Bu da bana, çocuklara tek tipmiş gibi davranmak yerine bireysel özeliklerine göre davranabilme yetisini kazandırdı. Kişiliğime, mesleğime, varlıkları ama bunun yanında Ada’nın koliği ve reflüsü, Deren’in inek sütü intoleransı, ikisinin de sayısız ateşli-burun akıntılı-öksürüklü-kusma-ishalli hastalıkları ile eğitimime yaptıkları katkılardan dolayı iki güzel kızıma minnet borçluyum. :)

Mecburi hizmetten sonra Antalya Anadolu hastanesi ardından Antalya Memorial Hastanesi'nde, tıbbın koşarak ilerleyen dallarından biri olan yenidoğan yoğun bakımı, prematüre bakımını, sorunlarını-tedavilerini, en önemlisi hislerime güvenmeyi en baştan öğrendim. Bu anlamda katkılarından dolayı sevgili Dr. Aşkın Güra' yı anmamak mümkün değil. 24-25 haftalık doğmuş prematüre bebekleri 2 bazen 3 ay her gün yanıbaşında nefeslerini izleyerek taburcu edip, anne-babalarının kucaklarına teslim etmenin inanılmaz mutluluğunu, tatmin duygusunu hissettim ve yenidoğan meslek hayatımın tam ortasına yerleşiverdi. Hele bir de onları takip edip, tüm sorunlarında yanlarında olup, büyümelerini izlemek, onların Tuna ablaları olmak, daha az bir süre önce günde kaç gram almış diye sayarken, alttan çift dişleriyle size gülümsediklerini görmek ya da odanıza “Tuna Ablaaaa...” diye bağırarak koşarak girmeleri... Sayelerinde mesleğime tekrar aşık oldum..

Bu arada hayallerimizdeki Bodrum gerçek oluverdi. Bodrum Acıbadem Hastanesi'nde harika bir doktor ve yönetim ekibi ile birlikte çalışmaya başladım. Bodrum'da sıkıntılı doğum süreçlerinin ardından bebeklerin çok ciddi olanaksızlıklar içinde çevre il ve ilçelere sevk edildiğini görmek çok üzücü iken o zamana kadar edinmiş olduğum tüm deneyim ve beceriyi Bodrum bebekleri için kullanmaya başladım.

2011 yılından beri Bodrum'un bebeklerini, gözleri ışıl ışıl çocuklarını takip ediyor, dertlerine derman oluyor olmanın verdiği hazla mesleğimi sürdürüyorum.

Temmuz 2017’de Konacık’ta canım arkadaşım Pınar Irmak Çağdaş’ın eşsiz yeteneklerinin yardımı, güzel dostum Banu’mun her zaman desteği ile her ayrıntısını tek tek düşünerek açtığım muayenehanemde kuzularımla ilgilenmeye devam ediyorum :)

Bir çocuğu bebekliğinden itibaren takip etmenin pek çok güzel tarafı vardır; büyüme süreçlerini görebilmenin mutluluğu ve bundaki katkınızın elle tutulur-gözle görülür olması, kendinizinkinden başka bir çok ailenin ferdi-dert ortağı-sırdaşı-yoldaşı olmanız, huyunu suyunu ellerinizde büyürken öğrendiğiniz çocukların hastalanınca verdikleri tepkileri isabetli değerlendirebilmeniz, erken teşhis konmaması halinde hayatını etkileyebilecek sorunları takip sürecinde büyümeden çözmeniz ve tabii muayenelerin evde oynadıkları oyundan bir farkının olmamasının verdiği büyük keyif..

Bodrum'un sıcak, samimi ortamının kişilere yansıması ile ailemin günden güne genişlediğini, çocuklarımın sayısının arttığını mutlulukla görüyor, güzel günlerde birlikte olmayı diliyorum..